4 Kasım 2014 Salı

Zombie 2 aka Zombie Flesh Eaters (1979)



White Zombie(1932)'den bu yana gelmiş geçmiş en iyi zombi filmi hangisi diye sorarsanız hiç düşünmeden söyleyeceğim tek bir film vardır.




Bu yazı 03,11.2014 tarihinde Radiorgasm.net adresinde yaptığım Deli Lordun Günlükleri adlı programdaki konun detaylandırılmış halidir. İsteyenler listeyi yayın akışıyla birlikte takip edebilirler.
                                            
                            ''Radyo yayını dinlemek için buraya tıklayınız''



ZOMBIE 2


Dawn of the Dead(1978) hemen ardından beyaz perdeye girip olay yaratan ve sinema dünyasını karıştıran Zombie 2(1979) korku sinemasının en önemli filmlerindendir.



Lucio Fulci'nin Godfather of Gore lakabını kazanmasında en büyük etkiye sahip olan Zombie 2 aynı zamanda zombi filmlerinin geleceğini değiştiren yapıttır. Ne kadar Dawn of the Dead günümüz zombicilik anlayışının temeli olsa da Zombie 2'nin olaya kattığı görsellik, şiddet, istismar ve çıplaklık öğeleri sayesinde kat edilen mesafe artmıştır. Bir zombi filmine göre bu kadar üst düzey olmasının nedeni hiç kuşkusuz Fulci dışında yapım ekibinin de 10 numara iş çıkarması en büyük etken. Üst Düzey işten kastım ise makyaj, müzikler ve senaryo. Bu üç bölümde de Fulci'nin çalıştığı isimler gerçekten sıra dışı.


Senaryosu Elisa Briganti'e ait olan filmin, makjayları Maurizio Trani, Özel efektleri ise Gino De Rossi, Roberto Pace ve Giovanni Corridori'e ait. Filmin Muhteşem müziklerine geldiğimiz de ise İtalyanın en büyük bestekârlarından biri olan Fabio Fizzi imzasını taşıyan tema müziği zombi marşı olarak adlandırılmaktadır.

Oyuncu kadrosuna baktığımız da ise sülalece oyuncu olan Tisa Farrow yer alıyor. Güzel oyuncuya eşlik edenler ise B-movielerin bıçkın adamlarından Ian McCulloch ve Richard Johnson. Bunun dışında Olga Karlato, Auretta Gay ve Al Cliver gibi kadrolu b-movie oyuncuları da boy göstermekte.
Filmin senaryosu başta her ne kadar Dawn of the Dead için yazılmış olsa da Lucio Fulci gibi bir ustanın eline düşmesi kader çarkının en büyük çilvesi olsa gerek. Ne kadar Dawn of the dead'ın bir kopyasını çektiği sölense de ne bir esinlenme ne de bir benzerlik söz konusudur. Korku sinemasında zombileri arka plana atılmasına neden olan film I walked with a zombie (1943)'ten esinlenerek yola çıkılmıştır.



Fransa’nın yetiştirdiği en önemli yönetmenlerden biri olan Jacques Tourneur'a ait olan film Fulci’nin de röportajlarında belirtiği gibi Zombie 2'nın ana ilham kaynağıdır.
Konusuna geldiğimizde; Karayip adaların da yer alan Matul adında ki ada da ortaya çıkan şeytani salgın anemi ve katalepsi benzeri özellikler göstermektedir; Ancak tüm yaşam fonksiyonları durduktan belirli bir süre içinde ölülerin dirilmesi ve insanlara saldırması korku yaratmaktadır.

Bu soruna bir çare bulmak için araştırmalara girişen Dr.Bowles, yakın arkadaşı olan Dr.David Menard'dan yardım ister. 

Araştırmalara birlikte devam eden ikili bir sonuca varamazlar. Dr.Bowles'ın da zombilerden birine dönüşmeden önceki son isteği kızına konu hakkında yazdığı mektubun iletilmesidir.

Bir yata koyulan ölü bedeni, mürettebat ile birlikte New York yolunu tutar.

New York sularına girişte yaratığı kargaşanın ardından mevzular başlar....



Filmin başlangıç kurgusu gayet iyi insanı havaya sokuyor.

İlk zombinin gözüktüğü sahnede ileriki dakikalarda nasıl bir film beklediği az çok belli oluyor. Gene Hemen filmin başların da gazete editörü olarak karşımıza çıkan Fulci'i kamera önünde görmekte güzel. Makjay ve özel efektler gayet iyi o tarihte sinema salonunda görenlere ne oluyor dedirtmiştir. O tarihe kadar alışıla gelmiş zombilerin hepsinden daha gaddar bir görüntüye sahip. Bu kadar özenilerek yapılmış bir zombi neredeyse hala yok. George Romero'nun temiz yüzlü zombilerinin yanında gerçekten mezardan çıkma bir görüntüsü var. Gözünde yuvasındaki kurtçuklardan tutun çürümüş ciltlerine kadar gaddar bir görüntüsü var. Dr.Menard ve güzel karısı Susan Menard arasındaki diyaloglar ve sürtüşmeler gayet güzel betimlenmiş. Doktorun çaresizliği ve köylülerin voodoo söylentilerine bilimsel yaklaşım ile karşı koyma çalışması ve yaşadığı sıkıntıyı gayet iyi göz önüne serilmiş. Filmi izlerken En çok Dr.Menard'lı sahneler keyif verici. Filmdeki ultra gore sahne ise Susan Menard'ın ölüm sahnesi. Gelmiş geçmiş en gore sahneler arasında da yer alan ölüm sahnesi zombilerin en acımasız infazlarından biri. Kanımca bir de buna yakın gaddarlık bir infaz sahnesi de Day of the Dead'e yer almakta.



Filmin efsaneleşmiş bir diğer sahnesi ise köpek balığı ile Zombinin kapışmasıdır.

Bu sahnelerin çekiminde ünlü köpek balığı eğitmeni ve aynı zamanda ölüm dalışları ile nam salmış olan Ramon Bravo yer alıyor. Zombie rolünde kaplan köpek balığı ile inanılmaz bir gösteri gerçekleştiriyor. Bu sahnede 2 adet köpek balığı kullanılmış biri gerçek biri de sahte olan ikisini birbirinden ayırt etmek zor. Her Fulci filminde olduğu gibi bu filminde final sahnesi muhteşem. Ada'dan kurtulan Anna ve Peter West New York'a doğru yol almaya başlasalar da radyodan yapılan acil durum yayını ile şok olurlar. Filmin son sahnesi ise meşhur Bruklin köprüsünde ilerleyen zombiler ve kaos. Kesinlikle bir gün televizyonu açtığımda görmek istediğim sahnedir.

Son olarak zombi filmlerinin şahı olan Zombie 2 devamı niteliğini taşıyan Zombie Flesh Eater 2 aka Zombie 3 ve bir diğer fulci, zombisi olan Beyond ile birlikte kesinlikle Death metalci adamın gerçek zombi filmleridir.

Haribo Puanı:The Boat can leave now.Tell the Crew.

Not: Bu yazı ilk olarak 02.02.2011 tarihin Haribo Extreme Culture Sayfasında yayınlanmıştır.Bu bir geri dönüşüm yazısıdır.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails